Sinop’un Tarihi ve Turistik Yerleri(Turizm)
Müze ve Ören Yerleri
Sinop Müzesi
Önceleri Mekteb-i İdadi’de muhafazaya alınan eserler ile, zamanla şehrin muhtelif yerlerinden çıkan buluntular, 1932 yılında Süleyman Müinüddin Pervane Medresesi’nde toplanarak bir müze çekirdeği oluşturulmuştur.
1941 yılında ziyarete açılan müze, 1970′te yeni binasına taşınmıştır. Prehistorik dönemden Osmanlı dönemine kadar olan eserler kronolojik bir sıra içinde, iki katlı müze binasında ve bahçesinde sergilenmektedir.
Detaylı Bilgi
Etnografya Müzesi (Aslan Torunlar Evi)
18. yüzyılda inşa edildiği bilinen, ancak okunabilen tapu kayıtları 19. yüzyıl başına ait olan konak, Sinop’taki en güzel Osmanlı dönemi sivil mimari örneklerinden birisidir.
Kesme taştan zemin kat üzerine ahşap çatı arası tuğla dolgulu 1. ve 2. katlar bindirme tekniği ile yapılmıştır. Bol pencere, ahşap çatkı ve geniş saçak cepheye hareket sağlamıştır. Zemin katta, geniş bir kemerden geçilip, sağlı sollu iki merdivenle üst kata çıkılır. Yapının 1. ve 2. katında bulunan 4 oda ve 3 eyvan ortadaki sofaya açılmaktadır. Odalar ahşap dolap, ocak gibi fonksiyonel öğelerle zenginleştirilmiştir.
Ağırlıklı olarak ahşabın kullanıldığı yapıdaki bütün ahşap aksam canlı renklerle ve bitkisel motiflerle bezelidir. 1. kat Etnografya Müzesi, 2. kat ise, yaşayan konak biçiminde planlanarak teşhiri yapılmış ve ziyarete açılmıştır.
Boyabat Kaya Mezarları
Boyabat ilçesine bağlı ve Boyabat-Kastamonu yolunun 15. km’sinde bulunan Salar köyünün güneydoğusunda yer alan, yaklaşık 200 m. yüksekliğindeki kalker kayalar oyularak yapılmıştır. Mezarda, iç sütunun birer girişi bulunmakta olup, sütunlar üzerinde üçgen alınlık yer almaktadır. Yuvarlak gövdeli sütunlar yukarı doğru incelmektedir. Sütun baş kısımları ve sütun kaideleri kare şeklinde yapılmıştır. Sütun başlıkları aslan figürü şeklinde olup, üzerinde iki kademeli olarak oyulmuş düzgün kiriş bölümü vardır. Üçgen alınlığın ortasında bir aslan kabartması ve alınlığın dışında sağ tarafta, iki aslan kabartması daha yer almaktadır. Alınlığın ortasında ise aslan ve insan mücadelesine ait kabartma yer almıştır.
Diğer Tarihi Yerler
Sinop Kalesi
İ.Ö. VIII. Yüzyılda Milet ‘ten gelerek Sinop ‘ta yerleşip koloni kuran göçmenler tarafından ilk defa yapıldığı düşünülmektedir. Kaleler VII. Yüzyılda Kimmerlerin istilasından sonra yeniden onarılmıştır. VI. yüzyılda Pers hakimiyetine geçen şehir Pontus Kırallığının önemli bir merkezi olmuş, surlar IV. Mitritathes tarafından bugünkü sınırlarıyla onarılıp geliştirilmiştir.
Romalılar ve Bizanslılar döneminde de devamlı onarım görmüştür. 1214 ve 1261 yıllarında Selçukluların eline geçen kale yeniden onarılarak savunmayı güçlendirmek amacıyla iç kale oluşturulmuştur. Sinop şehir surları yarım adanın en dar olan boyun kısmını tamamen çevrelemektedir. Kuzey surları 1800 m. güney surları 400 m. doğu surları 500 m. batı surları 273 m. olmak üzere toplam sur uzunluğu 2973 m. ‘dir. Sur kalınlığı 8 m. olup yüksekliği 25-30 m. arasında değişir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Kumkapı, Tersane kapı, Yenice kapısı, Tabakhane kapısı, Lonca kapısı ve Deniz kapısından bahseder.
Sinop kent surları, yarımadanın en dar olan boyun kısmı ve Yalı ile Kefevi mahalleleri hariç olmak üzere tüm şehri çepeçevre kuşatmaktadır.. Günümüze kadar Kumkapı ve lonca kapısı ayakta kalmıştır. Kuzey surları denizin etkisiyle çok yıpranmıştır.İçkale
Şehrin batı tarafında, Kaleyazısı ile Kumluk denilen sahanın arasındadır. Güney ve kuzey tarafları denizdir. Kale, Selçuklular Sinop’u aldıktan bir yıl kadar sonra esas kısma doğu tarafından uzun bir sur ilave edilerek yapılmıştır. Bu kısım yapılırken Şehrin Eski Mabet, Saray gibi enkazından da istifade edilmiştir. Bu nedenle, bir çok sütunlar, sütun başlıkları ve mabet yazıtları duvar aralarına konulu bir şekilde bulunmaktadır.
İçkale kuzey ve güney bölümü olmak üzere iç içe iki bölümden ibarettir. Selçuklular döneminde iç kale 1877 tarihinden itibaren hapishane olarak kullanılmaktadır. 06 Aralık 1997 tarihinde cezaevi yeni hizmet binasına taşınmıştır.
Boyabat Kalesi
Boyabat ilçesinin bulunduğu Gökırmak Vadisi’nde, karşılıklı sarp iki kayalık tepeden biri üzerinde kurulmuştur. Kale, kayaların doğal yapısına uygun şekilde inşa edilmiştir. Kale bedenleri arasındaki kulelerin bazıları dikdörtgen bazıları yuvarlak olarak yapılmış olup iç kısmında kulelere çıkan merdivenler yer almaktadır. Kaleye giriş güneydoğu köşesinden büyük yuvarlak kulenin yanındaki küçük bir kapıdan sağlanmaktadır. Geç Roma, Erken Bizans dönemine ait buluntuların da sergilendiği yapı, bugünkü haliyle Osmanlı Kalesi özelliği göstermektedir. Bu durum kalenin, Geç Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar kullanıldığını göstermektedir. Bugünkü durumu ile sur ve burçları ve yapım malzemesi, Osmanlı Kalesi olduğunu açıkça ortaya koyar. Ancak kalenin temelleri daha önceden atılmıştır. Bu nedenle kaleyi, eski ve yeni kale olarak iki bölümde incelemek mümkündür.
Eski kalenin temelleri M.Ö. 6. Yüzyılın başlarında Paflagonyalılar zamanında yapılmıştır. Kalenin eski temellerinde kale iç duvarlarının bir kısmında Roma ve Bizans eserlerine rastlamak mümkündür. Yeni kalenin bugünkü halinin Osmanoğulları zamanında yaptırıldığı kesindir. Ancak kalenin bir kitabesine rastlanılmaması yüzünden yapılış tarihi bilinmemektedir.
Boyabat Kaya Mezarları
Boyabat İlçesine bağlı ve Boyabat-Kastamonu yolunun 15. Km.sinde bulunan Salar Köyünün güneydoğusunda yer alan, yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki kalker kaya oyularak yapılmıştır. Mezarda iç sütunun birer girişi bulunmakta olup, sütunlar üzerinde üçgen alınlık yer almaktadır. Yuvarlak gövdeli sütunlar yukarı doğru incelmektedir. Sütun baş kısımları ve sütun kaideleri kare şeklinde yapılmıştır. Sütun başlıkları aslan figürü şeklindedir, üzerinde iki kademeli olarak oyulmuş düzgün kiriş bölümü vardır. Üçgen alınlığın ortasında aslan kabartması ve alınlığın dışında sağ tarafta iki aslan kabartması daha yer almaktadır. Alınlığın sol tarafında ise aslan ve insan kabartması yer almıştır. Mezar anıtının Paflagonyalılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
Paşa Tabyaları
Sinop yarımadası’nın güney doğusunda l9.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmış olup İlimiz turizmine hizmet vermektedir. Diğer bir tabya da Korucuk Tabyası’dır. Bu Tabya özel şahsın mülkiyeti içindedir.
Tarihi Cezaevi Müzesi
Cezaevinin bulunduğu alan, Osmanlıların Karadeniz’deki en büyük tersanesi konumunda idi. Cezaevi, iç kalenin içindeki bu eski tersane alanına 3 Ekim 1214 yılında Sinop’u zapteden Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır.1887 yılından itibaren ceza evi olarak kullanılmaya başlanmış olan bu yapının etrafı, yüksek kale bedenleriyle çevrilidir.
Hapishaneyi çevreleyen iç kale 11 adet burç ile desteklenmiştir. Burçların yüksekliği denize hakim güney bedende 22 m. Ve surların yüksekliği ise 18 m. dir.3 m kalınlığında olan surların üzerinde iç kaleyi bir uçtan bir uca gezebilme imkanı veren yollar (seğirtmeç) muhafızların gezi yolu olarak kullanılmıştır.
Tersane ve zindan olarak kullanılan pek çok kültürel değeri bünyesinde barındıran İçkalede, 1882 yılında yapılan hapishane binası ile tek kubbeli hamam devrin tipik mimari özelliklerini yansıtmaktadır.
Surların yapımında Arkeik, Klasik ve Helenistik devirlere ait çok sayıda (mabet ve yapıların mimari unsurları) devşirme malzeme kullanılmıştır. Valilik Özel İdare Müdürlüğüne tahsisli olan Eski Cezaevi ziyarete açıktır.
Tarihi Su Kanalı
Sülüklü Göl mevkisindedir. Antik döneme ait bu tünelde yapılan incelemelerde, yaklaşık 230 m. uzunluğunda ve 1,5 m. yüksekliğinde olduğu tespit edilmiştir. Giriş kapısından itibaren doğal kayanın oyularak işlenmesinden oluşan tünel, 20-30 m. uzunluğunda ve 1.5 m. çapında silindirik bir havalandırma bacasına sahiptir. Bu havalandırma bacaları, doğal kayalardan oyularak yapılmış olup, üst kısımlardaki moloz taşların birbirine sıkıştırılması suretiyle kapatılmıştır. Sağa ve sola zikzak yaparak ilerleyen tünelde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Yapılan araştırmalara göre, Sinop’un su seviyesine yakın bir yerleşim yeri olması nedeniyle, kuyu gibi derinliğine değil yatay olarak yapılan bu tünelin su kanalı olabileceği düşünülmektedir.
Alaadin Camii
Selçuklu Dönemine ait bir yapıdır. Sinop ‘un fethinden hemen sonra 1214 ‘te yaptırılmıştır. Rumların şehre yaptıkları baskın anında büyük zarar görmüş, 1268 yılında Süleyman Pervane tarafından onarılmıştır. Sonra sırasıyla Candaroğullarından Celaleddin Beyazıt ve İsfendiyar Bey, Osmanlı çağında Mutasarruf Tufan Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Türk taş oymacılığının güzel bir örneği olan minberi ne yazık ki büyük kubbenin çökmesiyle kırılmıştır.
Camii erken Türk cami tiplerine güzel bir örnek teşkil eder. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbeli bu yapıdan giriş geniş olan revaklı son cemaat yerinden sağlanır. Avlunun ortasında bir şadırvan, kuzey doğu köşesinde de İsfendiyar Oğullarına ait bir türbe bulunmaktadır.
Kefevi Camii
Kefevi mahallesinde bulunan bu cami Şeyh Mahmut Kefevi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.Harap bir halde iken Sancak Mutasarrufu Bekir Paşa tarafından 1896 yılında tadilatı yaptırılmıştır.
Saray Camii
Tersane çarşısının arkasındaki sokakta bulunan Saray Camii, 10.65 m. Uzunluğunda ve 11.70 m. Eninde olup kesme taştan yapılmış tek kubbelidir. Cami 1374 yılında Candaroğullarından Celalettin Beyazıt zamanında yapılmıştır. Bu çağa ait çok güzel işlemeli bir mihrap ve kapı üzerinde kitabesi vardır.
Fetih Baba Mescidi
Meydankapı çarşısında yer alan mescit 1353 yılında İsmail Bin Uslu Bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra harap bir halde iken Fetih Baba adıyla anılan bir zat tarafından onarılmıştır. Mermerden yapılmış ve Candaroğulları zamanına ait süslü bir küçük mihrabı vardır.
Mehmet Ağa Camii (Mescidi)
Kaleyazısında olan bu camii 1648 yılında inşaa edilmiş ve sonradan yapıya 1910 yılında bir minare eklenmiştir.
Cezayirli Ali Paşa Camii
Selçuklu çağına ait olan bu camii Seyit Bilâl Türbesine bitişiktir. 1876 ‘da Ali Paşa ve 1898 Abdülhamit tarafından tamir edilmiştir.
Meydan Kapı Camii
Meydankapı Sakarya caddesi üzerinde bulunan bu caminin ilk yapılış tarihi belli değilse de Şeyh Ömer Efendi adında bir zat tarafından yaptırıldığı vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir. 1878 ‘de ise Mutasarruf Ahmet Kamil Paşa tarafından Kanuni Süleyman ‘a izafe edilmek üzere tamir edilmiştir.
Caminin ahşap minaresi Sinop minarelerinin en güzel örneklerindendir.
Süleyman Pervane Medresesi
Selçuklu dönemine ait bir yapıdır. XII. Yüzyılda (1262) Sinop ‘un düşman baskınından kurtarılmasının bir hatırası olarak Selçuklu veziri Süleyman Pervane tarafından yaptırılmıştır. Döneminin taş işçiliğini gösteren görkemli bir giriş kapısına sahiptir. İçinde eyvan karşısında geniş avlu, ortasında şadırvan, sağ ve sol yanlarında revaklara açılan 16 küçük oda yer almaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’ nün malı olup, 2002 yılında Kültür ve Turizm amaçlarında kullanılmak üzere Sinop Valiliğine tahsis edilmiştir. Sinop Valiliğince Sinop’ a özgü el sanatları ve mutfağı ile ilgili kişilere tahsis edilerek çarşı haline getirilmiştir.
Şehitlik
Müzenin bahçesinde olan şehitlik, 1853 Osmanlı-Rus Muharebesi sırasında Sinop Limanında şehit düşen denizcilerimiz için yaptırılmıştır. Anıtın ilk yapımına 1857 yılında Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa tarafından başlanılmıştır. Arkasında bir abide yapılması istenmiş olup, Mutasarruf Zihni Bey ‘in başka bir yere tayini nedeniyle yapılamamıştır.
1933 yılında Vali Abdulhak Savaş ‘ın girişimleriyle masrafı Özel İdare ‘den ödenmek üzere Cumhuriyetin 10. Yıldönümünde tamamlanarak merasimle açılmıştır.
Şehitler Çeşmesi
Çeşme, Tersane Çarşısı’ndadır. 1853 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit düşen denizcilerimizin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır.
Tersane Caddesi ile Balıkçı Limanı arasındaki meydanda Hacı Ömer Camisi’nin doğusundadır. 3.80 m.x3.80 m. boyutlarında bir alana oturtulmuş dışı kesine taşlarla kaplı, üstü tek kubbe ile örtülü bir meydan çeşmesidir.
Zeminde kuzey ve batı cepheleri birleştirilen köşelerde kurnalar arasındaki oluk ya da kanaldan sonra anıtın zemin kaidesi ve bir silme meydana getirilmiş olup, bundan sonra kesme taş kaplamalar sırası gelmektedir. En altta çok dar bir sıra ve onun üstünde daha geniş 2 sıra yer almaktadır.
Boyabat Evleri
Osmanlı dönemi sivil mimari eseri olan evler yoğun olarak il merkezi ve Boyabat ilçesinde bulunmaktadır. Yöresel kaynaklara bağlı olarak ahşap malzemenin ağırlıklı olduğu konutlar, Bağdadi tekniği kullanılarak ve ahşap çatkı arası dolgulu bir tür tuğla malzeme ile inşa edilmiştir. Katlara geçişte, ahşap kuşaklar kullanılmaktadır.
Konsollarla desteklenen çıkmalarla taşınılmış bindirme katlar, cumbalar, her cephede iç içe ve havayı içeri dolduran bol miktarda pencere, ön cephede iki çıkma arasında ve üçgen alınlıkla son bulan kapı girintisi ortak cephe özelliklerini oluşturmaktadır. Odalar genel olarak oturma, yatma, yıkanma ve yeme-içme ihtiyacına cevap vermek üzere tasarlandığı için, dolaplara ve ocaklara da sahiptir.
Balatlar Kilisesi
Bizans dönemine ait bir yapıdır. Çağının tipik mimari örneklerini gösterir. Geniş bir alana yapılmış büyük bir avlu, haçvari simetrik planlı bir mekan vardır. Şapel ve diğer mekanlardan oluşan yapı, tümüyle dikdörtgen yapılıdır.
Kilisede sadece şapelin tonozla örtülü üst yapısı sağlam kalmıştır. Diğer bölümlerin üstü açıktır. Şapel tavanı ve giriş mekanında boyalı freskler günümüze kadar sağlam kalmışsa da çok tahrip olmuştur. Bizans yapı tekniğinin güzel bir örneğidir. Tüm duvarlarda dört sıra tuğla kullanılmıştır.
Boyabat Kaya Mezarları
Boyabat ilçesine bağlı ve Boyabat-Kastamonu yolunun 15. km sinde bulunan Salar köyünün güneydoğusunda yer alan, yaklaşık 200 m. yüksekliğindeki kalker kayalar oyularak yapılmıştır. Mezarda, iç sütunun birer girişi bulunmakta olup, sütunlar üzerinde üçgen alınlık yer almaktadır. Yuvarlak gövdeli sütunlar yukarı doğru incelmektedir. Sütun baş kısımları ve sütun kaideleri kare şeklinde yapılmıştır. Sütun başlıkları aslan figürü şeklinde olup, üzerinde iki kademeli olarak oyulmuş düzgün kiriş bölümü vardır.
Üçgen alınlığın ortasında bir aslan kabartması ve alınlığın dışında sağ tarafta, iki aslan kabartması daha yer almaktadır. Alınlığın ortasında ise aslan ve insan mücadelesine ait kabartma yer almıştır.
TÜRBELER
Seyit Bilal Türbesi
Selçuklu döneminde yapılmış olan türbe içinde yer alan sanduka kitabesinden anlaşıldığına göre türbe, Tayboğa ‘nın oğlu Emir Bey tarafından yaptırılmıştır. Türbedeki kenarları kafesle çevrili, kitabesiz tahta sandukanın ise Seyit Bilâl ‘e ait olduğu sanılmaktadır. Eskiden beri halkın önemli bir ziyaret yeridir
Gazi Çelebi Türbesi
Türbe Süleyman Pervane ‘nin yaptırdığı medresenin sağ taraf bitişiğindeki küçük bahçe içindedir. Pervane oğullarının son hükümdarı olan Gazi Çelebi, Mühessebbüttin Mesut Çelebi ‘nin oğludur. 1322 senesinde ölümü üzerine bu türbeye gömülmüştür.
Sultan Hatun Türbesi (Aynalı Kadın Türbesi)
Sinop Müzesi ‘nin bahçesinde bulunan türbe 1335 tarihinde I. Murat ‘ın kardeşi Süleyman Paşa ‘nın kızı İsmet Sultan Hatun için yaptırılmıştır.
Hatunlar Türbesi
Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe, Cezayirli Ali Paşa Camii yanında, tek kubbeli kare planlı bir yapıdır. Celaleddin Beyazıt ‘ın oğlu İskender ‘in karısı ile kızı Ture Hatun için yaptırılmıştır. İnşa tarihi belli değildir.
Yeşil Türbe
Candaroğulları zamanında yapılmış olan bu türbe, Sakarya Caddesi üzerinde ve Alaaddin caminin doğusundadır. Kare planlı ve tek kubbeli olup kime ait olduğu belli değildir.
İsfendiyar Oğulları Türbesi
Alaaddin Camii avlusunda bulunan türbe, Candaroğullarından Celalettin Beyazıt ile oğlu İsfendiyar ve İsfendiyar ‘ın oğlu İbrahim Bey ile bu aileye mensup daha sekiz zatın kabrini ihtiva etmektedir. Türbenin hangi tarihte ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. İçindeki sandukalar Türk taş işleme ve oymacılığının güzel örneklerindendir.
Çeçe Sultan Türbesi
İlimiz Gerze ilçesi Çeçe Sultan köyünde bulunan türbe Selçuklular döneminden kalma bir yapıdır. Türbe dikdörtgen planlı, tek katlı ve tek mekanlı bir yapıdır. Kesme taştan yapılmış kemerli bir kapısı vardır. Kapı üzerinde Selçuklu Dönem yazı sitilinde yazılmış bir kitabesi vardır.
Türbe içinde Çeçe Sultan ve akrabalarına ait olduğu sanılan sekiz adet mezar bulunmaktadır. Türbe binası aynı zamanda camii olarak kullanılmaktadır. Hıdrellez kutlamaları her yıl burada yapılmakta, türbe ziyaret edilerek adaklarda bulunulmaktadır. Türbenin Çepni Türkleri Beyi Tayboğa ‘nın kardeşi Mehmet Çeçe Bey ‘e ait olduğu düşünülmektedir.
Roma Köprüsü
İlimiz Çiftlik köyü, Sazlı imam mevkiinde bulunan köprü 20 metre uzunlukta 3.65 metre genişliktedir.
Doğu-batı konumlu iki ayak üzerine oturtulmuştur. Tek kemerlidir. Kemer kısmı iri yontulmuş taşlarla çok az harç kullanılarak yapılmıştır. Üzerinde korkuluk taşları tamamen düşmüş olup köprü bugün yayaların kullanabileceği durumdadır.
Durakhan Kervansarayı
Durağan-Vezirköprü yolu üzerindedir. Selçuklu dönemi vezirlerindendir. Muiniddün Pervane Paşa tarafından 1260 ‘lı yıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Han dikdörtgen planlı birbirine bağlı iki mekandan oluşur. Giriş batı cephesinde kesme taştan yapılmış kemerli bir kapı ile sağlanmıştır. Girişin sağında ve solunda iki oda yer almaktadır. Ayrıca kuzey ve doğu duvarı boyunca 10 adet oda mevcuttur.
Odalar ortadaki büyük mekana açılmaktadır. Üzeri kum ve tonozla örtülüdür. Han ‘ın güney batısında Büyük Cami yer almaktadır. Han ‘ın kitabesi bu caminin ön cephesinde yerleştirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü ‘nce restorasyonu yapılmıştır.
Tabyalar
Paşa Tabyaları
İl merkezine 1 km. uzaklıkta, yarımadanın güney doğusunda XIX. yüzyılda Osmanlı-Rus Savaşları sırasında denizden gelen baskınları önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. Üstte 11 adet top yuvası bulunan yapının alt bölümünde cephanelik ve asker koğuşu olarak kullanılan büyük mekanlar ve mahsen vardır
Korucuk Tabyaları
İl merkezine 3 km. uzaklıkta, yarımadanın güney batısında Korucuk mevkiinde yer almaktadır. Geniş bir alanı kaplayan yapı, batı kısmında toprak altında kesme taşlardan örülmüş tonozlu koridor ve iki oda ile batıdan doğuya doğru uzanmış küçük tepeler arasında yer alan 5 adet top yuvasından oluşmaktadır. Osmanlı döneminde savunma amacıyla yapılmış askeri bir yapıdır.
Saat Kulesi
Doğu surları üzerinde, Özel İdare Binasının güneyindeki burcun üzerine inşaa edilmiş bir yapıdır.
Kare planlı, düzgün kesme taşlardan inşaa edilmiştir. Burcun batısından çıkan taş merdivenle kuleye varılır. Cumhuriyet dönemi yapılarından olan kule, bugün Sinop ile özdeşleşmiş durumdadır.
Kaya Mezarları
Ambarkaya Mezarı
Ambarkaya mezar anıtı, Durağan-Vezirköprü yolu üzerinde Durağan ilçesine 8 km. uzaklıkta ve Gökırmak kenarında Ambarkaya üzerine oyulmuştur. Girişte 3 sütun vardır. Hiçbir yerinde kabartma ve süs yoktur. M.Ö. 700 yıllarında Paflagonyalılar tarafından yapılmıştır.
Terelek Kaya Mezarı
Terelek Kaya mezar anıtı Durağan ilçesi, Kökler köyü sınırı içerisindedir. Mezarda 3 sütunlu bir giriş yeri ile alınlık kısmında bazı kabartmalar vardır. Mezar odasına kare şeklin bir kapı ile girilmektedir. Alınlık yerinde sağda bir mücadele sahnesi, solda hayvan boynuzları arasına oturtulmuş bir insan başı figürü yer almaktadır. Bu eserin Paflagonyalılar tarafından M.Ö. 7. Yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.
Dodurga Kaya Mezarı
Dodurga kaya mezarı, Sinop ili Boyabat – Durağan karayolu üzerinde Kayaboğazı köyünün sapağının yaklaşık 10 km. içerisinde yer alır. Dodurga köyünün girişindeki köprünün kuzeybatı yamacı ile, yamacın kuzeyindeki kaya üzerine kayalara kazınmış bir büst yer almaktadır. Bu mezarın Vitridades dönemine ait olduğu düşünülmektedir.
İkonalar
Sinop Müzesinde teşhir edilen ikona koleksiyonunun sanat tarihi bakımından büyük bir önemi vardır. İkona Hıristiyan dininde doğu kiliselerinde duvar fresklerine karşılık ahşap pano üzerine yapılan her türlü dini resme verilen isimdir.
İkonalar kiliselerde halk tarafından kolayca görülebilecek yerlere asılıyordu. Bizans dönemine ait ikonaların ana konuları sıkı bir taoloji programı ile saptanmıştır. Bunlar İsa, Meryem ‘in resimleri yanında Havari ve Aziz kişilerin resimleri yer almaktadır. Ya da yaşam öyküleriyle birlikte çeşitli dinsel ve tarihi olaylar anlatılır.
XIX. yüzyılda ilimiz ve çevresinde bulunan kiliselerden, günümüze kaldığı tahmin edilen ikonaların müzeye ne zaman ve nereden geldiği bilinmemektedir.
Bunlar kestane ağacından yapılmış panolara alçı sıvanarak, bazılarında da bez alçı bir arada kullanılarak, üzerine çeşitli boya ve altın yaldızla yapılmıştır.
Hamamlar
Aşağı Hamam (Tuzcular Hamamı)
Cami-i Kebir mahallesi, Tuzcular caddesinde bulunan hamam Osmanlı karakterindedir. Kuzey-güney konumlu olan yapının soyunmalık ve külhan bölümleri bir eksen üzerinde uzanır. Moloz taştan inşaa edilmiş olan cephelerde örtü sisteminin tonoz ve kubbeleri fark edilir. Güney cephesinin sağ köşesinden 1986 yılında tamir edilen çift katlı camekan bölümüne geçilir. Bu mekan söz konusu tamirattan önce tek katlı idi. Yalnız giriş üstünde bir sıra soyunma hücresinden oluşur. Bir asma katı bulunmakta idi. Günümüzde betonarme olarak yenilenen bu mekan eski karakterinin tamamen kaybetmiş ve mekanın aydınlık olabilmesi için ahşap bir fener çatıya eklenmiştir. Hamamın sıcaklık mekanıyla soyunmalık arasında, kuzey-güney yönünde uzayan dikdörtgen bir ılıklık mekanı ve bunun ucunda bölmeyle ayrılmış tuvalet mekanı bulunmaktadır. Mekanların örtüsü yayvan beşik tonoz üzerine kubbeciklidir. Ilıklık bölümünde iki küçük kubbecik, tuvaletin kare mekanında da bir kubbe bu bölümü kapatır. Merkezleşme ve eksen fikri, soyunmalık mekanının ortasındaki sekizgen şadırvan havuz ve sıcaklık ortasındaki sekizgen göbek taşı ile kuvvetlendirilmiştir.
Yukarı Hamam (Alaeddin Hamamı)
Kuzey-güney konumlu ve dikdörtgen dış duvarlar sisteminin içinde yer alan hamam tonoz ve kubbelerle, soyunmalık bölümü ise çatı ile örtülüdür. Hamam 50 x 20 m. ölçüsündedir. Kuzey cepheye bitişik olarak yapılan soyunmalık ise 10 x 12 m. ölçüsündedir. Soyunma ve hamam bölümleri iki bölmeli ve simetrik olarak planlanmıştır. Doğudaki bölme erkekler, batıdaki bölme kadınlar hamamı olarak kullanılmaktadır. Soyunmalık iki katlıdır, moloz taşından yapılmıştır. İç kısmı ahşap kabinlerle çevrilidir. Bu mekanın kuzeyinden küçük kemerli bir kapı ile dikdörtgen şeklinde ve tonozlu ılıklığa geçilir. Buraya açılan sıcaklık “L”şeklinde plana sahiptir. Bu bölüm iki kubbe ve tonozla örtülüdür. Kadınlar kısmı da aynı planla yapılmıştır.
Yanyana yerleştirilmiş bir çifte hamam olan yukarı hamamın bölümleri birbirine benzer planlı olmasına rağmen erkekler bölümü kadınlar bölümünden daha geniştir. Her iki bölüm için de ortak olan sıcak su deposu arkasındaki külhan, Sakarya caddesi yönünde dükkanlar arasında kalmıştır.
Yukarı hamama ait envanterde hamamın Alaeddin Camii ile birlikte yapılmış gibi gösterildiği tespit edilmiştir.
Yalı / Varoş Hamamı
Şehrin doğusunda, sahil yolu yönünde bulunan çok harap durumdaki hamamın vakfiyesi İsfendiyaroğlu II. İbrahim Bey adına düzenlenmiştir. Doğu -Batı ekseninde ve kitabesiz olan hamam mekanları bir eksen üzerinde ard arda sıralanır. Camekan bölümü yenilenmiş olup harap ve örtüsünü kaybetmiş durumdadır. Cepheler kesme taştan, iç duvarlar tuğla ve moloz taştan yapılmıştır.
Yapı XVIII. Yüzyıl sonlarında yenilenircesine onarılmıştır. Bu onarım, kurnaların Barok görünüşünden de anlaşılmaktadır. Duvarlarında bol miktarda devşirme malzemenin kullanıldığı yapının ahşap soyunma yeri 8 x 8 m. ölçüsündedir ve yıkıktır. Bir avlu görünümü sergiler. Mekan kemerli bir kesme taş giriş ile kenarlarında taş setlere sahiptir. Kemerli bir geçit ile girilen ılık mekanın 3 m. çapındaki orta kubbesi deliklidir. Sıcaklık mekanına setli ve kubbeli odanın karşısındaki kapıdan girilir. Bu mekanın ortasında bir kubbe ve buna iki yandan açılan kubbecikli beşik tonozlar, örtü sistemini oluşturur. Bu tonozlu mekanların diplerinde iki kurna, kubbeli sıcaklığa yanyana açılan iki halvet girişi vardır. Bu bölümler günümüzde çok haraptır. Külhanı dikdörtgen planlı olan yapının kubbeleri üçgen bingilere oturmaktadır. Sıvanın altından duvarların tuğla oldukları görülür. Arşiv bilgilerinde buranın 1856 yılında tamir edildiği ve kiraya verildiği yer almaktadır.
Deniz Turizmi
Kıyı Turizmi
Bahçeler Mevkii
Şehir merkezinin girişinde, iç limana bakan kısımda ormanla kaplı bir alandır. Ortalama 500 m. uzunluğunda ve 4-10 m. arasında değişen genişlikte kum bandında; halk plajı, orman kampı ve dinlenme tesisleriyle, belediye kampı ve kampın içinde yer alan motel, restoran, kamp ve çadır yerleri bulunmaktadır. İnce sarı kum ile kaplı olan sahil bandından denize girilebilmektedir. Bandın gerisindeki ormanlık alan ise piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
Hamsilos Koyu
Yemyeşil ormanı ve denizin bir nehir gibi kara içine girdiği koyu ile Hamsilos ve civarı çiçek ve ağaçlarla bezenmiş bir doğa harikasıdır. İl Merkezine 11 km. uzaklıktadır. Hamsilos Koyu, Deveci Deresi adlı küçük bir akarsuyun ağzında yer alan 300-400 m’lik bir deniz girintisidir. Hamsilos Limanı, morfolojik delillere göre, Deveci Deresi Vadisi’nin aşağı kesiminin, karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla oluşmuş, dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan “ria” tipi bir kıyıdır.
Akliman
Şehrin batısında, kent merkezine 9 km. uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 m. genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Alanda bulunan Akliman Piknik Alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanında, ormanla denizin iç içe olduğu “ria” tipinde bir kıyıdır.
Sarıkum
İl merkezine 21 km. uzaklıkta bulunan yörede deniz, orman ve göl bir aradadır. Çeşitli balık ve yabani hayvanların da bulunduğu yöre, tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Deniz kenarında ince taneli kumların oluşturduğu geniş ve uzun bir kumsala sahip olan yer, adını kumunun renginden almıştır.
Karakum
İl Merkezine 2 Km. uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Adını ince simsiyah volkanik kumundan almıştır. Kamu ve özel kişilere ait otel, tatil köyü, kafe, restaurant, bungalow tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır.
Mobil Korucuk Köyü Mevkileri
İl merkezine 2 km. uzaklıkta, Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Sakin bir denize ve tertemiz kumsallara sahip yörede, belgeli tesisler, restoranlar, kamp ve karavan yerleri ile geniş bir hizmet imkanı sağlanmıştır. Sinop’ta il turizminin en yoğun olduğu yer burasıdır. Adını ince simsiyah kumundan almış olan bu mevkideki kumun, halk arasında romatizma ve siyatik gibi hastalıklara iyi geldiği söylenir.
Ayrıca yörede kamu ve özel kişilere ait otel, tatil köyü, kafe, restoran, bungalow tipi evler ile karavan ve çadır yerleri de bulunmaktadır.
Yayla Turizmi
Sinop ilinde fazla geniş olmayan bir kıyı kesiminin ardından yükselen dağların üst kısımlarında yer yer ormanlarla çevrili yaylalar görülmektedir. Çevre insanlarının değişik isimler verdiği bu yaylalar yazın serin suları, iklimi ve yeşil örtüsü ile hayvancılık yapılan yerlerdir.
Gürfındık Bozarmut Yaylası
Gerze-Çalboğazı beldesinin 35 km. güneybatısında bulunan yaylalara stabilize yolla ulaşılmaktadır. Ulaşım, Gerze plajlarından araçlarla 45 dakikada sağlanmaktadır. 350 m. rakımlı yaylalarda altyapı tesisleri yoktur.
Türkeli Kurugöl Yaylası
Türkeli ilçesinin 12 km. kuzeybatısındadır.800 m. rakımlı yayla Karadeniz’de doğal bir manzara ve seyir terası konumundadır. Yaylada su ve elektrik hizmetleri de sağlanmış durumdadır.
Ayancık Akgöl Yaylası
Ayancık-Boyabat yolunun 44. km’sinden sağa ayrılan yolu takiben 4 km. sonra Akgöl’e ulaşılır.
Akgöl Yaylası, bozulmamış doğasında bulunan on bir bitki çeşidiyle botanik araştırmaları için çok önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Ayrıca Yemişli Deresi’nin ağzının kapatılmasıyla oluşturulan yapay gölde, kırmızı benekli alabalık üretilmektedir.
Durağan-Buzluk Yaylası
Durağan ilçesinin kuzeyinde 15 km. uzaklıkta bulunan Buzluk Yaylası, çeşitli turizm olanaklarına (yayla, dağ-doğa vb.) sahiptir. Altyapı sisteminin gelişmiş olduğu (stabilize yol, içme suyu, elektrik, telefon) 1150 m. yükseklikteki Buzluk Yaylası’nın en önemli özelliği, burada bulunan mağarada yaz aylarında buzların kış aylarında ise sıcak su oluşumunun izlenebilmesidir.
Yayla çevresi tamamen ormanlık olup, yaylanın bulunduğu alanda kısmen ağaç toplulukları ve çayırlarla örtülü doğal bir desen vardır. Ayrıca Sinop-Boyabat karayolunun 47. km’sinde yeralan Soğuksu ve 63. km’sinde yer alan Bürnük mevkilerinde bulunan orman içi piknik-mesire-dinlenme alanlarının bulunduğu yaylada mola merkezleri olarak değerlendirilebilecek potansiyel alanlar vardır.Dıranaz Soğuksu Mevkii:Sinop-Boyabat Karayolunun 47. Kilometresindedir. Çevresi köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Orman içinde yer alan içme suyu, şifalı olarak bilinmektedir.
Hamsilos Koyu: Yemyeşil ormanı, rengarenk çiçekleri ile denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyunun şehir merkezine uzaklığı 11 Km.dir. Türkiye’nin tek fiyordudur. Fiyort içinde yüzme ve balık tutma etkinlikleri gerçekleştirilmektedir. Birinci Dünya Savaşında Ruslardan kaçan gemilerin burada saklandığı söylenmektedir.
İnceburun: Sinop Merkezine yaklaşık 24 Km. uzaklıkta olup, Anadolu’nun en kuzey uç noktasıdır. Gemilere geçiş kolaylığı sağlamak üzere İnceburun’un en uç noktasında fener bulunmaktadır.
Sarıkum Gölü: Sinop Yarımadası’nın batısında yer alan Sarıkum Gölü, İl Merkezinden 21 Km. uzaklıktadır. Gölün uzunluğu 2 Km., genişliği 750 metre ve alanı 400 hektardır. Deniz yüzeyine yakın olan gölün suları denize dökülmektedir. Yılın değişik aylarında yüzlerce kuşun barındığı bir yerdir. Denizle arasında çok dar bir kara parçası vardır. Burada yürürken bir yanda denizi, bir yanda Sarıkum gölünü ve ayrıca yol kenarlarında doğada yetişen Yılkı Atlarını görmeniz mümkündür.
Bisiklet Turizmi
Sinop, Turizm açısından zengin potansiyel kaynaklara sahiptir. Doğal güzellikler ve tarihi eser yönünden oldukça zengindir. Zengin Orman örtüsü Karadeniz’deki uzun kıyısı, doğal kumsalları, yaylaları, mesire yerleri İl’in başlıca güzellikleridir. Sinop İli sürekli göç veren bir il olduğu için doğasında ve çevresinde hiç bir bozulma olmamıştır.
M.Ö. 4500yıllarından başlayarak günümüze kadar uzanan çeşitli uygarlıkların izlerini taşıyan Kaleler, kaya mezarları, kiliseler, camiler, medreseler, hamamlar, çeşmeler, tabyalar, türbeler, vb.eşsiz tarihi eserlerimiz bulunmaktadır.
Yağmur miktarının diğer illere göre az oluşu, Karadeniz insanının tatil için Sinop’u tercih sebebidir. Ayrıca; Kastamonu, Çorum, Amasya,Samsun gibi çevre illerden Turizm amaçlı gelen kişi sayısı oldukça fazladır. İlin 175 km uzunluktaki kumsallarının 70 km’lik bölümünde, Akdeniz plajlarındaymış gibi rahat ve doğal bir şekilde denize girilebilmektedir.
Mağara Turizmi
İnaltı Mağarası
Mağara, Ayancık ilçesine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki İnaltı köyü yanında yer almaktadır. Ulaşımın toprak ancak güzel manzaralı bir yolla sağlandığı İnaltı köyü ile mağara arasındaki uzaklık, yaklaşık 400-500 m. civarında olup, eğim oldukça fazladır.
İnaltı Mağarası geniş ve yüksek bir girişle başlamakta ve 350-400 m’lik kısma kadar bu özelliğini korumaktadır. Mağara 3-6 m. genişliğe, 5-25 m’ye varan yüksekliğe sahip olup, büyük bir tünel şeklinde devam etmektedir. İlk 350-400 m’lik bölümde, mağara oluşumları açısından duvarlarda travertenler ile yer yer küçüklü büyüklü sarkıtlar bulunmaktadır. Mağaranın toplam uzunluğu 700 m. olup, 400 m’den sonrası sulu ve çamurludur.
Dağ ve Doğa Yürüyüşü
Erfelek Tatlıca Takım Şelaleleri
Erfelek ilçesi, Tatlıca köyü, Gürleyik mevkiinde, 28 irili ufaklı şelaleden meydana gelen Erfelek Tatlıca Şelaleri ülkemizin sayılı doğal güzelliklerinden biridir. Şelalelere Erfelek ilçesinden geçilerek, 14 km. sonra ulaşılır. Dar ve ormanlık bir vadi içinde bulunan şelaleler boyunca yürüyüş oldukça zevkli ve heyecanlıdır. Doğal SİT alanı ilan edilen şelaleler, doğal güzelliği ve seyir zenginliğiyle turizm açısından önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.
Ayrıca, Zindan ve Çangal Ormanları ile Akgöl Yaylası dağ ve doğa yürüyüşü yapmaya elverişli yerlerdir.
Kamp ve Karavan Turizmi
Bahçeler Mevkii
Şehir Merkezi’nin girişinde, iç limana bakan kısımda ormanla kaplı bir alandır. Ortalama 500 m. uzunluğunda ve 4-10 m. arasında değişen genişlikteki kum bandında; halk plajı, orman kampı ve dinlenme tesisleriyle, belediye kampı ve kampın içinde yer alan motel, restorant, kamp ve çadır yerleri bulunmaktadır. İnce sarı kum ile kaplı olan sahil bandından denize girilebilmektedir.
Orman Kampı
Şehrin girişinde iç limana bakan kısımda çam ağaçlarıyla kaplı bir alanda bulunan kampta sosyal tesisler ile çok sayıda kabin bulunmaktadır. Kamp alanı, ilin, bütün yaz boyunca hem piknik yapılabilen, hem de denize girilen güzel plajlarındandır.
Yuvam Kampı
Orman kampının bitişiğindedir. İçerisindeki plaj ve tesisler belediyeye aittir. Güzel bir piknik alanına da sahip olan bölgede, çadır ve kamp yerleri mevcuttur. Ayrıca Akliman mevkiinde de kamp ve karavan turizmi yapılacak yerler mevcuttur.
Sportif Olta Balıkçılığı
Ayancık-Akgöl, Çangal Ormanları içerisindeki dere ve gölet, Bektaşağa Göleti, Erfelek’te bulunan dereler, Durağan Göleti, Altınkaya Baraj Gölü ve Gökırmak’ta sportif olta balıkçılığı potansiyeli mevcuttur.
Ruzgar Sörfü
Üç tarafı denizle çevrilmiş olan Sinop ilindeki fiyortta, Akliman, Karakum Plajı önlerinde, rüzgâr sörfü ve Gerze’nin kıyı kesiminde,İnceburun’da mevsimsel olarak esen hakim rüzgârlara göre rüzgâr sörfü yapılabilir
Sualtıdalış Turizmi
Karadeniz’in batıklarının yoğun olduğu Sinop limanı çevresi inceburun ve Hamsilos Koyu’nda sualtı dalışı yapılmaktadır.
Kuş Gözlemleme
Ayancık-Akgöl, Durağan Göleti, Altınkaya Barajı, Çangal Ormanları, Göktepe Ormanları, Dranaz Ormanları, Zindan Ormanları ve Soyuk Ormanlarında kuş gözetleme yapılabilir.
Atlı Doğa Yürüyüşü
Akliman, Hamsilos, Abalı ve Sarıkum’daki orman içi alanlar, sahip oldukları yürüyüş parkurları ile DOğa ve atlı doğa yürüyüşü yapılabilecek parkurlara sahiptir
Bitki İnceleme
Sinop, Karadeniz Bölgesi’nde çok zengin bitki örtüsü özelliklerine sahiptir. Bitki örtüsü, genellikle ormanlık alanlardan oluşmakta, kıyı kesiminden başlayarak iç kesimlere doğru gidildikçe niteliği değişmektedir.
Kıyı kesiminde sahil boyunca, yayvan yapraklı (gürgen, meşe, kayın, ıhlamur, defne, vb.), iç kesimde yükseklerde iğne yapraklı (sarıçam, karaçam, kızılçam, köknar, vb.) ağaçların oluşturduğu orman deseni görülür.
İç kesimde yer alan Gökırmak Vadisi boyunca bitki örtüsü yoğun olarak çeltik üretiminin yapıldığı tarımsal bir niteliğe dönüşür.
Türkeli yakınında, karaçam, yayın ve sarıçam ormanlarıyla kaplı Türkeli Çamlığı, Ayancık güneyinde yükselen kıyı dağlarındaki sarıçam ve karaçam koruları, Sinop Yarımadası doğal-ekolojik bütünlüğü içinde yer alan batıda deniz, kıyı göl, sulak saha, orman ekosistemlerinin bir arada bulunduğu Sarıkum Gölü ve çevresi, kuzeyde sık orman dokusunun bulunduğu İnceburun bitki inceleme için elverişli yerlerdir.
Ayrıca, Küre Dağları silsilesi üzerinde yer alan Çangal, Zindan, Dranaz, Göktepe, Soyuk dağlarının doğal bitki örtüsü iğne yapraklı ile yayvan yapraklı ağaçların oluşturduğu zengin orman dokusuna sahiptir.
Yaban Hayatı
Sinop’un dağlık ve sahil kesimleri yaban hayatı bakımından zengindir. Kırsal kesimde ve ormanlık alanlarda; yaban domuzu, karaca, vaşak, kurt, tilki, çakal, ayı, tavşan gibi memeli hayvanlar ile keklik,taygan,çulluk,saka,sığırcık,karatavuk,sülün,toy bulunmaktadır.Sahil kesiminde ve korunan alanlarda ördekgiller, kuğu, kaz, balıkçıl, karabatak gibi su kuşları kuluçkaya yatmaktadır.
Korunan Alanlar Mesire Yerleri
Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı
Sinop ili, Merkez ilçesi, Abalı köyü sınırları içerisindedir. 78.5 ha. olan saha, Sinop- İstanbul karayolunun 17. km’sinde yer almaktadır.
Deniz, kıyı, kum, göl, sulak sahası ve orman ekosistemlerinin bir arada bulunması; çok sayıda su kuşu ve yırtıcı kuşlar ile karaca, vaşak, toy, kuğu gibi nesli tehlikeye düşmüş türlerin bölgede yaşaması, vahşileşmiş yılkı atlarının sahada yayılması; kayın, gürgen ve meşe karışık ormanının tipik ve nadir örneği ile elit ve saf dişbudak ormanının bulunması sahanın özelliklerini oluşturmaktadır.

