crazy monkey games

Su Kaynakları (İnşaat Mühendisleri Odası Su Hakkı Raporu)

Su bir yaşam hakkıdır

  • Su endüstrisinin yıllık kârı dünya üzerinde (yaklaşık 1 trilyon USD) petrol sanayinin kârının yüzde 40′ına ulaşmıştır ve şimdiden ilaç sektörünün kârını aşmıştır. Dünya sularının henüz yüzde 5′inin özelleştirildiğini düşünürsek, ne kadar büyük bir kâr potansiyeli olduğu anlaşılabilir.
  • Türkiye suyu özelleştirme ‘programına’ alınmıştır. Dünya Su Forumu’nun İstanbul’da toplanması tesadüfî değildir. Dünya Su Forumu’nun toplandığı ülkeler özelleştirme kıskacına alındığı bilinmektedir.
  • Ulusal, uluslararası büyük sermaye grupları şimdi de yaşamın vazgeçilmezi olan suyumuza göz dikmiş durumdadır. Türkiye’nin suyu peşkeş çekilmek istenmektedir.
  • Suyun ticarileştirilmesi, tatlı su kaynaklarının azalması, küresel ısınma vb. gerekçe gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
  • Türkiye’de kişi başına düşen yıllık teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir su miktarı 1430 m³’tür. Bu rakamın anlamı şudur: Türkiye “su stresi” çeken ülke durumundadır. Ayrıca 112 milyar m3‘lük su potansiyelinin 40 milyarlık (% 36) bölümü değerlendirilebilmektedir. Geri kalan kısmı boşa akmaktadır. 2030 yılında nüfusumuzun 100 milyona ulaşacağı, su kaynaklarının % 100 verimle kullanılacağı düşünülse bile, bu miktarın 1000 m³’e düşeceği ve Türkiye’nin de su fakiri ülkeler arasına gireceği bilinmelidir.
  • Türkiye’de şu anda yapımı tamamlanmış yaklaşık 230 baraj bulunmaktadır. Türkiye suyunun yüzde 15′i içme ve kullanmada, yüzde 75′i tarımsal sulamada, yüzde 10′u ise sanayide tüketilmektedir.
  • Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 68′ine kanalizasyon şebekesi hizmeti verilmektedir. Toplam nüfusun sadece yüzde 34′üne atıksu arıtma tesisinden yararlanmaktadır. Yüzde 34 oranı, OECD ülkeleri ortalamasının (% 64′ün) ve AB ülkelerinin (Malta hariç) en düşük değeridir (10).Türkiye’de su kaçağı ve kayıplarının oranı ortalama yüzde 30-40 oranındadır(11). Bu oran ile Türkiye, Avrupa ülkelerinin çok gerisindedir.
  • Hidroelektriğin Türkiye’deki gelişimi incelendiğinde 1989′larda toplam ihtiyacın yüzde 60′ı hidroelektrikten sağlanırken, bugün yüzde 27′e düşmüştür. Ayrıca şu an da Türkiye’nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 43′i doğal gazdan, yüzde 28’si kömürden, geri kalan yüzde 4′lük bölüm ise fuel oil’den karşılanmaktadır. 1995 yılından bu yana doğalgazdan enerji üretimi yüzde 15 artmıştır. Türkiye’nin enerji üretimi doğalgaza bağımlı hale getirilmiştir.
  • Antalya ilinin suyu, Fransız su devi Suez firmasının yönetimine geçmiş, su fiyatları özelleştirmeden sonra yüzde 130 artmıştır. Edirne suyunun özelleştirilmesinde yolsuzluk yaptığı ortaya çıkan konsorsiyumun, aynı yöntemlerle dokuz kentte daha suyu özelleştirmeye çalıştığı bilinmektedir.
  • İstanbul’da gerçekleştirilen 5. Dünya Su Forumu, önceki Dünya Su Forumları’nın protesto edilmesi ve Latin Amerika’da çok uluslu firmaların kıtayı birer birer terk etmesi gibi etkilerle; sermayenin, suyun özelleştirilmesi konusunda kullandığı dili değiştirmeye çalıştığı bir forum olarak değerlendirilebilir. Uluslararası firmalar, suları özelleştirerek kendince insanlara nasıl “su hakkı” sunduklarını anlatmaya başlamış ve suyun özelleştirilmesinde “kamu-özel sektör işbirliği Public-Private Partnership (PPP) formülü” ile bir geçiş dönemi tanımlamışlardır. Gerçekte bu durum, tam olarak kamunun özel sektör adına rol alması anlamına gelmektedir. Sorumluluğu kamu özel sektör ile paylaşacak, karı ise sadece özel sektör alacaktır.
  • Dünya Su Konseyi, forum konularının belirlenmesinde ve forumun politik sürecinde asli unsurdur. 5. Dünya Su Forumu’nun komitelerindeki Türkiye ayağını oluşturan temsilcilerin, bulunma nedeni ise yerel destek sağlamaktır. Forumun politikalarının oluşturulmasında Dünya Su Konseyi üyeleri belirleyici unsurdur. Forumun Türkiye ayağında, ilgili devlet kurumları seferber edilmiş, foruma katılanların büyük çoğunluğunu bu devlet kurumları oluşturulmuştur. Çevre ve Orman Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanları ile özellikle DSİ ve EİE çalışanları forumun Türkiye ayağının ana katılımcıları olmuştur. Foruma katılım için kamu kurumlarının ne denli seferber edildiğine bakıldığında bu durum açıkça görülecektir.
  • İnşaat Mühendisleri Odası: “Su ihtiyaç değil hayatın devamı için vazgeçilmez ve temel bir insan hakkıdır, metalaştırılamaz.”

Dünya üzerinde 6 milyar insanın 1,2 milyarı, güvenilir içme suyundan yoksun iken, 2,4 milyar insan da sağlık koşullarına uygun suya erişememektedir(1). Her gün suyun erişilemez olması nedeniyle 14 – 30 bin kişi yaşamını yitirmektedir (2). Suyun yaşamımız için önemi tartışılmazdır.

Suyun önemi gün be gün tüm ülkeler için artmaktadır. Su, küresel ısınma tartışmaları nedeniyle de en popüler tartışma konularından birine dönüşmüştür. Türkiye’de son dönemde su kesintileri, belediyelerde su yönetimi ile ilgili yaşanan yolsuzluklar, 5. Dünya Su Forumu’nun ilgi alanına giren tartışmalarla yerel bazda ve ülke genelinde su politikaları gündemi işgal etmeye başlamıştır. 

Su Raporunun Tamamı

Kaynak: http://www.tmmob.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=5282&tipi=9

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek içingiriş yapmalısınız.