crazy monkey games

TÜRKİYE’DE RELİKT VE ENDEMİK BİTKİLER

ENDEMİK BİTKİLERİN DÜNYA VE TÜRKİYE’DEKİ DAĞILIMI
(DISTRIBUTION OF ENDEMIC PLANTS IN THE WORLD AND)
TURKEY
Yusuf KAYA
Özkan AKSAKAL
ÖZET
Ülkemiz coğrafik konumu, fiziki yapısı tarihsel gelişimi vb. nedenlerden dolayı son
derece zengin bir floraya sahiptir. Floramız 8500 ün üzerinde çiçekli bitki türüne sahip olup
alttür ve varyetelerinde ilavesiyle bu rakam 10000′i aşmaktadır. Bu türlerin de 3090ı
endemiktir. Endemik bitkiler sınırlı yayılış alanına sahip bitkilerdir.
Bu çalışmada endemik bitkilerin tanımlaması yapılmış olup endemizm nedir,
endemik bitkilerin yayılışları, endemik bitkilerin sınıflandırılması ve yüksekliğe bağlı
dağılımları araştırılmıştır. Dünyadaki endemik bitkiler ve endemizm oranları, ülkemizde
bulunan endemik bitkilerin fitocoğrafik bölgelere göre dağılımları verilmiştir. Bazı familya
ve cinslerin endemik tür sayıları karşılaştırılmıştır. En fazla endemik bitki türü barındıran
familya Asteraceae ve en fazla endemik türü olan cins Astragalus’tur. Yurdumuzda en fazla
endemik bitki Akdeniz bölgesinde mevcuttur. Doğu Anadolu Bölgesi endemik bitki sayısı
bakımından 2. sırada yer almaktadır.1. GİRİŞ
Endemik, Yunanca endemos kelimesinden gelir. Sınırlı yayılışa
sahip bitki gruplarını ifade etmektedir. Bu gruplar tür (üreme bakımından
diğer türlerden izole olan benzer bireyler topluluğu) yada tür altı veya tür
üstü düzeyde olabilir. Endemizm ise bir bitki türünün dar bir bölgede
bulunması durumudur. Bir bitki , sınırları belli, dar bir alanda yayılış
gösterirse o bitkiye endemik bitki denir. Endemik bitkilerin yayılış
alanlarının sınırları konusunda kesinlik mevcut değildir. Bu alan birkaç
metrekareden bir kıtaya kadar genişletilebilir. Fakat pratikte, sadece
bölgesel veya daha dar alanlarda yayılış gösteren bitkiler endemik olarak
kabul edilir.
1.1. Endemik türlerin dar yayılışının genelde 2 nedeni olabilir (Seçmen,
1996)
a. Jeolojik devirlerde geniş yayılış alanı olan bir bitki, daha sonra
çevre koşullarının değişmesi ile büyük oranda ortadan kalkmış olabilir.
Kalan tür bireyleri, sığınabildiği çok özel çevre koşullarında varlıklarını
devam ettirebilirler. Bu türler için Paleoendemik veya Konservatif endemik
terimleri kullanılmaktadır. Bunlar, çok eski zamandan kalan türler oldukları
için, aynı zamanda, Relikt türler olarakta isimlendirilirler.
b. Dar yayılışın diğer bir nedeni de, türün yeni oluşması olabilir. Bu
türler henüz yayılma aşamasında olduklarından, yayılış alanları dardır.
Bunlar için Neoendemik terimi kullanılır. Alp dağlarında özellikle Saxifraga
(Taşkıran otu), Daphne, Rhamnus (Cehri), Salvia (Adaçayı), Sideritis (Dağ
adaçayı), Verbascum (Sığır kuyruğu) cinslerine ait bir çok tür bu tip
endemikler arasında gösterilebilir. Paleoendemikler eski, neoendemikler ise
yeni türlerdir. Ancak eski oluş durumu konusunda tam açıklık yoktur. Bazı
bitki coğrafyacıları, Tersiyer sonundan önce oluşmuş tüm bitkileri
paleoendemik olarak niteler, paleoendemik ile neoendemikleri belirleyen
sınır buzul devirleridir.
Taksonomik olarak endemikler mega ve mikroendemikler diye
ayrılmaktadırlar. İlki tür ve türüstü diğeri türaltı taksonlardır. Araştırıcıların
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
87
çoğu megaendemikleri paleo, mikroendemikleri de neoendemik olarak
kabul ederler. Endemik türlerin, familyaların büyüklükleri ve filogenetik
durumları ile ilgili hiçbir ilişkisi yoktur. Oldukça büyük bir familya olan
Poaceae endemik türlerce fakirdir. Endemiklerin sınıflandırılması
konusunda en çok kabul edilenlerden biride Favager ve Contandriopulusun
gruplamasıdır. Bu araştırıcılar endemikleri 4 grupta toplamışlardır.
1.1.a. Paleoendemikler: Sistematik olarak izole olmuş taksonlardır.
Olası atasal taksonlar ile ilişkileri kesilmiş ve köken buldukları alanla
ilişkileri kopmuştur. Bu endemiklere monotipik (tek türü olan) cinsler en iyi
örnektir (Tchihatchewia isatidea). Yakın akrabalarının bulunmaması
yüzünden, bu endemikler eski ve az değişkendirler. Bugünkü bulundukları
yer, ilk ortaya çıktıkları yer olmayıp, jeolojik devirlerdeki daha geniş bir
alanın günümüzdeki son alanıdır.
Paleoendemikler çoğunlukla familya, cins ve tür seviyesinde rölik
oldukları için bunlara makroendemikler de denilmektedir. Uzun zaman ayrı
kalmış kara kökenli adalar, endemikleri barındıran yerler olmuşlardır.
Örneğin Avusturalya, Yeni Zelanda, Havai Adaları, Madagaskar, Kanarya
Adaları çok sayıda endemik tür içerir.
Hiçbir zaman karalarla ilişkisi olmayan okyanus adaları, eğer yeni
iseler endemik tür içermezler. Örneğin Maldiv Adaları. Paleoendemiklerin
çok dar bir alana yayılmış olanlarına örnek olarak Primulaceae
familyasından Lysimachia minoricensis verilebilir. Bu tür Minorka adasında
birkaç metrekarelik bir alanda bulunur. Weltvitschia mirabilis (çöl bitkisi)
bitkisinin çok dar bir yayılış alanı vardır ve sadece Güney Angola’da
Namibya çölü, Güneybatı Afrika’nın kuzey kesiminde kıyıya yakın tuzlu
çöllerde yayılmıştır (Akman, 1993).
1.1.b. Şizoendemikler: Geniş yayılışlı ilkel bir taksonun, yayılım
alanının farklı ekolojik koşullar içeren farklı yerlerinde ortaya çıkan
taksonlardır. Bunlar yavaş ilerleyen bir faklılaşmadan oluşmuşlardır. Bu,
dereceli tür oluşumudur. Bu oluşumdan önce coğrafi izolasyon
gerçekleşmekte, daha çok kenar bölgeleri olmak üzere, yeni yayılım alanı
içindeki bazı populasyonlar yeni türler oluşturmaktadırlar. Şizoendemikler
aynı zamanda endomovikariantları oluştururlar.
Vikariant taksonlar, aynı komplekse ait, farklı coğrafya
bölgelerinde bir birini temsil eden taksonlardır. Vikariant taksonların,
alanları, alan parçalanması ile parçalanır ve sonuçta yeni oluşan taksonların
herbiri küçük izole bir bölgede bulunurlar. Bu taksonlar endomovikariant
(endemik vikariant) adını alırlar.
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
88
Şizoendemikler ortak orjinli olup, kardeş veya aynı ebeveynden
ortaya çıkan akraba taksonlardır. Büyük olasılıkla da bunlar, yaklaşık aynı
zamanda oluşmuşlardır. Tür veya cins düzeyinde olabilirler.
1.1.c. Patroendemikler: Kendileri diploid olan ve komşu bölgelerde
poliploid yolu ile yeni taksonlar veren endemiklerdir. Yeni oluşan taksonlar
daha geniş yayılışlı, atasal takson ise daha dar yayılışlıdır.
1.1.d. Apoendemikler: Patroendemiklerin aksine, atasal bir
taksondan oluşmuş endemik taksonlardır. Şizoendemiklerden farklı olarak,
büyük çoğunlukla poliploid yolu ile oluşmuşlardır. Yani ani tür oluşumu
söz konusudur.
Endemiklerin %80i 1000-2000 m. yükseltiler arasında yayılış
göstermektedir. Bu durumda, yükseklikle birlikte endemiklerin arttığı
söylenebilir. 2000 mnin üstündeki kesimde daha az endemik takson
bulunmakla birlikte, bunların total floraya (bir yerdeki bitki türlerinin tümü)
oranı (toplam tür sayısı azaldığı için) yüksektir (Gemici, 1992). Dağ ve
subalpin bölgeler çok sayıda endemik içerirlerken, alpin bölgeler daha çok
geniş yayılışlı türler içerirler. Dağ ve subalpin habitatlardan alpin
habitatlara geçerken endemiklerin azalması, mono (oligo) koşullar
yüzündendir. Diğer bir deyişle, alpin zonda habitatın ekolojik
kompleksinin tümünde, bitkinin tüm yaşamı boyunca karar verici olan bir
veya birkaç faktör egemendir. Bu durum, ekolojik komplekslerin çok
faktörlü olduğu alpin olmayan habitatlardakine zıttır ve daha özeldir. Bu
nedenle de, her yerde bulunan populasyonları daha az barındırırlar.
Aynı durum, yani endemiklerce fakir olan alpin habitatların durumu
ile, endemiklerce fakir olan bataklık, çöl gibi diğer ekstrem koşulların
bulunduğu habitatlar içinde geçerlidir. Özellikle birbirinden bir ova ile
ayrılan, izole olmuş ve zıt ekolojilerin görüldüğü orta yükseklikteki veya
yüksek dağlar endemiklerce zengindirler. Bir çöl ortasından yükselen izole
dağlar ve tepeler de yüksek endemizmleri ile göze çarparlar. Adalarda izole
olmuş alanlar oldukları için endemik tür bakımından zengindirler. Dağların
endemiklerin merkezi olduğunu vurgularken, endemiklerin bulunduğu diğer
habitatları da belirtmek gerekir.
Endemiklerin önemli bir kısmı %21,5i kireçli kayalar üzerinde
bulunmaktadır. %5i volkanik, %4,75″i de metamorfik kayalar üzerinde
bulunur. Kalan kısmın ise kayaya bağlı bir seçiciliği yoktur. Kireçli kayalar
üzerinde daha fazla endemiğin bulunuşu, endemiklerin fazla olduğu
bölgelerde bu tip kayaların yaygın olmasından kaynaklanmaktadır. Kayalık
habitatlarda bulunan endemiklerin çoğu sadece bir tek yamaçta
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
89
bulunabilmektedir. Serpantin gibi, metamorfik kayalardan oluşan topraklar
magnezyum, demir, krom, nikel gibi ağır metaller bakımından zengin,
kalsiyum, nitrojen ve diğer makrobesleyicilerce fakirdir. Bu nedenle, bu
topraklarda zayıf vejetasyon gözlenir. Bu tip kayalar üzerinde, floranın
farklı ve endemik türlerce zengin olmasının nedeni jeolojik izolasyondur.
Serpantinler üzerinde edafik endemik adı verilen toprak ve kayaya bağlı
endemik tür oluşumu gözlenir. Ultramafik kayaçlar kadar olmasa bile,
kalker kayalar üzerinde de endemik bitkiler çoktur. Relikt endemiklerin
kalker kayalar üzerinde yoğunlaşması, kaya yaşını bularak, bazen
endemiklerin yaşının da bulunabileceğini gösterir. Bu yaş bulma işlemi
yalnız edafik endemikler için geçerlidir. Böyle bir endemik, kural olarak
ana kayadan daha gençtir.
Bölgenin fitocoğrafyası ile endemiklerin bollukları arasında bazı
ilişkiler vardır Özellikle farklı bölgelerin geçiş alanlarında endemik
taksonlar çoktur. Bu geçiş alanları, başka yerlerde homojen olan birçok
takson için ayrılma ve farklılaşmaya en uygun olan yerlerdir. Alanın
kenarlarının, diğer kısımlarından takson bakımından daha zengin olduğu
genel bir kanıdır.
1.2. Bölgemizde (Ön Asya) türleşmeyi teşvik eden 3 belirgin olay
vardır.
a. Miyosenden beri Güneybatı Asya’dan eski Tethis denizinin
çekilmesidir. Bu yolla erken tersiyerden hatta daha erkenden beri, çekirdek
kökenleri bitişik alanlarda olan step ve çöl florası tarafından istilaya açık
geniş düzlükler ortaya çıkmıştır.
b. Bölgenin kuzey kısmını etkilemiş olan artan soğuklar nedeni ile
kuzeyden sürülen bazı arkto-tersiyer populasyonlar için korunma alanları
durumundaki bazı kısımlarda buzul devri gece-gündüz farklılaşmasıdır.
Buraya yeni gelen taksonlar durgun, sabit kalırken, örneğin Liquidambar,
Cupressus, Abies, Quercus gibi bazı cinsler ve çok yıllık otsuların bir
bölümü türleşmede aşırı derecede aktif olmuşlardır.
c. Tersiyer sırasında dağlar yükselmiştir. Bu olayla sadece
fizyografik farklılaşmalar oluşmamış, aynı zamanda bölgedeki iklim
farklılaşmalarına ve fitocoğrafya içinde bölgenin alt bölümlerinin
oluşmasına neden olmuştur.
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
90
1. 3. Dünya’nın Bazı Bölgelerinde Endemizm Oranı ve Endemik
Bitkiler
Dünya’nın belirli bölgelerinde endemik bitki sayısı ve endemizm
oranları şöyledir.
Güney Doğu Asya: 42000-45000 bitki türünün 40000i endemiktir
(Myers, 1990).
Endemizm oranı %88,8dir. Malezya Yarımadası, Kuzey Borneo ve
Sunda Adaları buradaki endemiklerin 15000 kadarınıbarındır (Myers,
1990).
Çin ve Doğu Asya: 45000 bitki türünün 18650’si endemiktir. Çin,
Malezya ve Hindistan’dan sonra 3. en yüksek bitki çeşitliliğine sahip
ülkedir. Endemizm oranı %41,4tür (Myers, 1990).
Hindistan ve Srilanka: 23000 bitki türünün 7100 tanesi endemiktir.
Endemizm oranı yaklaşık %30,9dur (Myers, 1988).
Akdeniz Kıyıları: Yunanistan, Kıbrıs, Lübnan, Portekiz, Fransa’nın
bir bölümü, Libya, İspanya, Cezayir, İsrail 25000 in üzerinde bitki türüne
sahiptir. Bu bitkilerin 13000′i endemiktir. Dünyadaki endemik bitkilerin
%4,8′i bu bölgede yer alır (Myers, 1988).
Avusturalya: Milyonlarca yıldan beri izole olduğu için son derece
yüksek seviyede endemizm oranına sahiptir. 15638 bitki türünün %90′ı
endemiktir (Russell, 1998).
Yeni Zelanda: 2400 bitki türünün yaklaşık %81,1i endemiktir
(Myers 1988)
Kuzey Amerika: 20000 bitki türünün 4198 i endemiktir. Endemizm
oranı %21dir (Russell,1998).
Orta Amerika: Bu bölge bütün tropikal ve subtrpikal doğal bitki
formasyonlarını içerir. Panama kanalının batısı, Kostarika’nın kuzeyi,
Nikaragua, Honduras, El Salvador, Guatemala, Belize, Meksika gibi
ülkeleri de içine alan bu bölge 30-35000 bitki türü içerir bunların 14000-
19000i endemiktir. Endemizm oranı % 46-54′tür (Russell, 1998).
Güney Amerika: Brezilya’nın iki ana yağmur ormanını içine alan
bölge çeşitli faktörlerin dağılımı bakımından dünyada ilk beş sırada yer alır.
70000 bitki türünden 55000 i endemiktir. Endemizm oranı %78,5tir
(Russell, 1998).
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
91
Karayip Adaları: 13000 bitki türünden 7000i endemiktir. Endemizm
oranı %58,3′dir (Russell,1998). Kuzey Afrika: 10000 bitki türü
bulunmaktadır (Russell,1998). Tropikal Afrika: 21000 bitki türü
bulunmaktadır (Davis, Heywood, & Hamilton, 1994). Güney Afrika: 21000
bitki türü bulunmaktadır (Davis, Heywood, & Hamilton, 1994). Tüm Afrika
kıtasındaki bitkilerin 35000 kadarı endemiktir. Endemizm oranı % 57,5′dir
(Davis, Heywood, & Hamilton, 1994). Madagaskar: 9704 bitki türünün
yaklaşık %80i endemiktir. Bu bölgede endemizm sadece tür seviyesinde
değil aynı zamanda cins ve familya kategorilerindedir. 260 cins ve 10
familyanın tamamı endemiktir (Myers, 1990)
Grafik 1. Bazı adaların endemik bitki sayıları
Grafik 2. Bazı ülkelerin endemik bitki sayıları
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
92
Tablo 1: Dünyanın Bazı Bölgelerinde Endemik Bitki Sayısı ve Endemizm oranı (Myers,
Mittermeier, da Foncesa & Kent, 2000).
Bölgeler Endemik Bitki
Sayısı Endemizm %
Tropikal Andler 20,000 44.4
Sunda Adaları 15,000 60.0
Akdeniz Çevresi 13,000 52.0
Madagaskar & Hint Ok. 9,704 80.9
Indo-Burma 7,000 51.9
Karayipler 7,000 58.3
Atlantik Ormanları 8,000 30.0
Filipinler 5,832 76.5
Kap Floristik Böl. 5,682 69.3
Orta Amerika 5,000 20.8
Brezilya Kıyıları 4,400 44.0
Güneybatı Avusturalya 4,331 79.2
Güneybatı Çin 3,500 29.2
Güney Hindistan 3,432 33.5
Yeni Kaledonya 2,551 76.8
Batı Afrika Gine Orman. 2,250 25.0
Koko-Darien-Batı Ekvador 2,250 25.0
Batı Çad & Sri Lanka 2,180 45.6
Kaliforniya Floristik Eyaleti 2,125 48.0
Sukkulent Karoo 1,940 40.0
Yeni Zelanda 1,865 81.1
Merkez Şili 1,605 46.8
Kafkaslar 1,600 25.4
Wallas Adası 1,500 15.0
Doğu Atlantik Dağları & Sahil Or. 1,500 37.5
Bu tabloda özellikle Ekvator’a yakın bölgelerin endemik bitki
sayıları verilmiştir. Tablodan da görüldüğü gibi en yüksek endemizm
oranına sahip ülke %81,1 endemizm oranı ile Yeni Zelanda’ dır. Yeni
Zelanda’yı %80,9 endemizm oranı ile Madagaskar takip etmektedir.
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
93
1. 4. Yurdumuz da Endemizm ve Endemik Bitkiler
Yurdumuz, Orta Doğu ve Avrupa ülkeleri içinde hem tür sayısı hem
de endemik tür bakımından en zengin ülkelerden biridir.
Bunun nedenleri;
1.İklimsel çeşitlilikler.
2. Topoğrafik çeşitlilikler.
3. Jeolojik ve jeomorfolojik çeşitlilikle deniz, göl ve akarsu gibi
farklı sucul ortam çeşitlilikleri.
4. 0-5000 mler arasında değişen yükseklik farklılıkları, 3 farklı bitki
coğrafyası bölgesinin birleştiği yerde olması.
5. Anadolu diyagonali sınır kabul edilirse, doğusu ve batısı arasında
ekolojik farklılıklar bulunması ve bu durumun floristik faklılıklara da
yansımasıdır.
63 familya’ya ait 2651 endemik takson bulunmaktadır.Bazı türlerin
alttür veya varyeteleri endemiktir. Bu sebepten bu sayı alttür ve varyete
düzeyinde 3090a ulaşır. Endemizm oranı ise % 33,5dır.

Endemik dikotiledonlu bitkilere ait endemik türlerin oranı %34,0 ve
monokotiledonlu bitkilere ait endemik türlerin oranı ise %36,8dir. Toplam
endemik türler, floramızın %33,5ini oluşturmaktadırlar

1.5. Türkiyedeki Endemik Bitkilerin Fitocoğrafik Bölgelere
Göre Dağılımı
Endemik bitkilerimiz ülkemizdeki bitki coğrafyası bölgelerine göre
sınıflandırıldıklarında şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır (Ekim, Koyuncu,
Duman, Aytaç &Adıgüzel , 2000).

İran-Turan 1220
Akdeniz 1050
Avrupa-Sibirya 300
500 kadar endemik taksonun hangi bitki coğrafyası elementi olduğu
belli değildir.
Türkiyedeki Endemik Türlerin Bölgelere Göre Dağılışı
Akdeniz 750
Doğu Anadolu 380
İç Anadolu 275
Karadeniz 220
Ege 160
Marmara 70
G. Doğu Anadolu 35
Toplam 1890
Geri kalan 1200 kadar endemik takson ise birden fazla coğrafi
bölgemizde yayılış göstermektedir.
Şekil 2. Endemik taksonların Türkiye Florasındaki kareleme sistemine göre sayısı
Yurdumuzda, Karadeniz bölgesinde Avrupa-Asya’nın büyük bir
bölümünü örtmüş olan Boreal-Tersiyer floranın kalıntıları olan çok sayıda
relikt bitki bulunmaktadır. Örneğin Lilium ponticum gibi. Ordu’nun
batısında, Euksin kuşakta örneğin Fagus orientalis, Helleborus orientalis
gibi geniş yayılışlı türler bulunmasına karşın, Kafkas elementlerinin hızla
azaldıkları görülür.
Akdeniz bölgesinin Ege adalarını da içine alan Batı Anadolu
kısmında endemik taksonlar fazla değildir. Burada göze çarpan relikt
Liquidambar orientalis’tir. Toros’lar endemiklerce Batı Anadoludan daha
zengindir (Ekim, 1990). Toros’lardaki alpin flora çok sayıda İran-Turan
fitocoğrafyasına ait tür içerir. Buradaki endemiklerin bol bulunduğu
bölgelerden biri Bolkar dağlarıdır. Teke platosu da endemiklerce zengindir.
Amanoslar’da çok sayıda endemik takson içerir. Örneğin Ajuga postii,
Origanum amanum. Amanoslar çok sayıda Avrupa-Sibirya elementlerini de
içermektedir.
İç ve Doğu Anadolu’daki İran -Turan flora bölgesine gelince;
Anadolu Çaprazı adı verilen bir oluşumdan söz edilmektedir. İç Anadolu ile
Doğu Anadolu’yu birbirinden ayıran dağ sıraları Anadolu çaprazı olarak
isimlendirilir. Bu dağ sıraları Gümüşhane, Bayburttan başlamakta,
Güneybatı Anti Toros’lara kadar uzanmakta, buradan ikiye ayrılarak, bir
kolu Amanos’lara, diğer kolu ise Toros’lara uzanmaktadır.
Bu çapraz üzerinde çok sayıda endemik bitki yer almaktadır. Doğu
Anadolu’da çok sayıda endemik bitki mevcuttur. Endemizm’in önemli
merkezleri Erzincan, Erzurum ve Van Gölü’nün güneyindeki yüksek
dağlardır. Erzurum sınırları içinde toplam 255 endemik takson
belirlenmiştir. Bu taksonların çoğu; Aceraceae, Fabaceae, Scrophulariaceae,
Lamiaceae, Asteraceae gibi familyalara aittir. Özellikle Astragalus,
Verbascum, Centaurea, Salvia gibi cinslere ait endemik türlerin sayısı
fazladır. Türkiyede bulunan endemik bitkilerin %10′ u Erzurum sınırları
içinde bulunur.
Güneydoğu Anadolu’daki dağların güney düzlüklerinde tamamen
farklı bir İran-Turan florası gözlenir. Bu bölge ve kuzeyindeki dağ sıraları
baklagil ve tahılların erken evcilleştiği, bir gen havuzu durumundadır.
Çaprazın batısındaki Orta Anadolu florası, doğudaki floradan
farklıdır. Bu bölgenin çoğunu Artemisia fragrans stebi işgal etmiştir. Tuz
gölü çevresindeki floranın İran-Turan florası ile yakın ilişkisi bulunur.
Bununla beraber bu flora, buzul dönemlerinde doğudan bölgeye sızan
oldukça özelleşmiş halofitleri barındırmaktadır. Orta Anadolu’nun büyük bir
kısmındaki endemik flora, İran ve Hazar’ın doğusundaki çöl florası ile bazı
bağlantılar göstermektedir.
2. TARTIŞMA VE SONUÇ
Dünyada endemik bitkiler genellikle tropikal ve subtropikal
bölgelerde daha fazla bulunmaktadır. Örneğin Avustralya milyonlarca
yıldan beri izole olduğu için son derece yüksek seviyede endemizm oranına
sahiptir. 15638 bitki türünün %90ı endemiktir. Brezilya iki ana yağmur
ormanını içine alan bölge çeşitli faktörlerin dağılımı bakımından dünyada
ilk beş sırada yer alır. 70000 bitki türünden 55000′i endemiktir. Endemizm
oranı %78,5tir. Madagaskar 9704 bitki türünün yaklaşık %80′i endemiktir.
Bu bölgede endemizm sadece tür seviyesinde değil aynı zamanda cins ve
familya kategorilerindedir. 260 cins ve 10 familyanın tamamı endemiktir.
Afrika yine tropikal kuşakta bulunduğundan endemik bitki sayısı
bakımından zengindir. Tropikal ve subtrapikal bölgelerde endemik bitki
sayısının fazla olması, bu bölgelerin her mevsim yağış alması ve çeşitli
iklimsel faktörlerin dağılımıyla da ilişkisi vardır. Özellikle Kuzey ve Orta
Avrupa ülkeleri endemik bitki sayısı bakımından fakirdir. Örneğin İsviçrede
sadece 1 tane endemik bitki bulunmaktadır. Ülkemiz 0-5000 metreler
arasında değişen yükseklik farklılıkları, 3 farklı bitki coğrafyası bölgesinin
birleştiği yerde olması, yüzey şekilleri, jeolojik ve jeomorfolojik çeşitlilikle
deniz, göl ve akarsu gibi farklı sucul ortam çeşitlilikleri vb. nedenlerden
dolayı endemik tür sayısı bakımından zengindir. Yaklaşık 10000 çiçekli
bitki türünün 3090 kadarı endemiktir ve endemizm oranı % 33,5′dir.
Yurdumuzda İran-Turan bölgesi endemik taksonca en zengin fitocoğrafik
bölge olup, endemik türlerin sayısı da oransal olarak çok yüksektir. İran-
Turan bölgesini Akdeniz onu da Avrupa-Sibirya bölgesi izlemektedir.
KAYNAKLAR
Akman,Y.,1993. Biyocoğrafya, Palme Yayınları, Mühendislik Serisi, Mart, 1993
Aytaç Z & Yıldız G., 1996. A New Record For the Flora of Turkey. Tr.J. of Botany
20: 385-386
Davis, P.H.,1988. Flora of Turkey and the East Aegean İslands.Vol. 10. Edinburgh:
Edinburgh University Press, 210
Davis, S.D , Heywood, V.H.&Hamilton,A.C., 1994. Centres of Plant Diversity,
Volume 1, pp. 2-7
Ekim, T., 1990. Bitkiler, Türkiye’nin Biyolojik Zenginlikleri. Türkiye Çevre
Sorunları Vakfı Yayını, Ankara
Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
99
Ekim T, Koyuncu M, Duman H, Aytaç Z &Adıgüzel N., 2000. Türkiye Bitkileri
Kırmızı kitabı, Ankara
Gemici,Y., 1992. Türkiye Florasında Endemizm, Tarım ve Köy Dergisi Sayı: 74
Myers, N.,1988. Threatened Biotas: ‘Hotspots’in Tropical Forests, 8
Environmentalist 187-208
Myers, N., Mittermeier, R.A., Mittermeier, C.G., da Foncesa, G.A.B., and Kent, J.,
2000. Biodiversity Hotspots for Conservation Priorities. Nature 403: 853-
858
Myers, N., 1990. The Biodiversity Challenge: Expanded Hotspots Analysis, 10
Environmentalist 243-56
Russell, A., 1998. Biodiversity Hotspots and Major Tropical Widerness Areas:
Aproaches to Setting Conservation Priorities, 12 Conservation Biology
516,518
Seçmen, Ö.,1996. Türkiye Florası, Ege Üniv. Fen Fakültesi Teksirler serisi No: 120
Tatlı, A., 2002. Türkiye Vejetasyonu, Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fak.
Biyoloji Bölümü, Kütahya

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (7) Sayı: (1) Yıl:2005
85

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek içingiriş yapmalısınız.